MUSTAFA TIRPANCI

MUSTAFA TIRPANCI

DENGEHABER
Yazarın Tüm Yazıları >

En romatik seçim dönemini yaşıyoruz

A+A-

Sene 1987’ydi sanırım..12 Eylül ihtilalinden sonra ülkeyi 1983’e kadar cunta hükümeti yönetmiş, 1983’te de askeri darbe sonrası ilk demokratik seçimle yapılıyordu.

Demokratik olması biraz tartışmalı ama görüntü itibarı ile ortaya tekrar sandık koyulması önemliydi. 12 eylül öncesinin tüm siyasi figğrleri Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alparslan Türkeş ve Necmettin Erbakan siyasi yasaklıydı..Seçime giren3 partiden biri zaten Ordu’nun ve Kenan Evren’in istediği, bizzat görevledirdiği emekli Orgeneral Turgut Sunalp ve 41 arkadaşı tarafından kurulan ve Kenan Evren tarafından da altı kalın kalın çizilerek işaret edilen , seçilmesi istenen Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP)..Tabiri caizse cuntanın devamı olacak olan parti. Diğer ikisi de, biri sol figür olsun diye kurdurulan Necdet Calp'in Halkçı Parti'si, diğeri de içlerinde halka en çok güven veren ama Bülent Ulusu'nun cunta hükümetinde de görev aldığı için biraz soğuk bakılan Turgut Özal'ın Anavatan Partisi..

Konumuz bu ilk seçimler değil..1983 seçimlerini Özal kazandı ve ülkenin normalleşmesi adına önemli işler yaptı. Sonra da 1987 seçimlerine gelindi. Özal'ın Anavatan Partisi %24,7 oy alan SHP'nin önünde %36,3 ile 450 sandalyeli TBMM'de 292 milletvekilliği elde  etmişti.DYP %19 ile 59 milletvekilliği kazanmıştı.

Hemen seçimden bir gün sonra gazdan tuza, iğneden ipliğe büyük bir zam paketini açıkladı Özal..Türk siyasi literatürüne güçlü bir şekilde yerleşmiş olan ''Ben seçimden önce zam yapacak kadar enayi miyim'' sözü o zaman söylenmiştir. 

Oy verdiklerimden iktidara gelen olmadı!

Okuldan kalan zamanlarda Rizeli bir pasta ustası olan Yunus Usta'nın yanında çalışıyorum. Hem işi hem hayatı öğreniyorum. Sabah radyodan haberleri dinliyoruz.. Zamları açıklayan spiker neredeyse bunalıma girecek, o derece uzun bir zam listesi açıklanıyor..Çocuk aklımla sorular soruyorum..'Yunus Usta' dedim 'şimdi böyle her şeye zam yapıyorlar ya, Özal'a oy verenlerin vicdanı rahat mıdır sence?'

Bana bir bakış attı, 'bu soru senden mi çıktı' der gibi bir ifadeyle..'Valla ben orasını bilmem Mustafa' dedi. Benim şu ana kadar oy verdiğim partilerden iktidara gelen olmadı..' Ecevitçiydi Yunus Usta, partisi daha sonra iktidara geldi, hatta o ilçede Belediye Başkanlığını partinin adayı kazandığında Yunus Usta da partinin ilçe yönetimindeydi.. Seçim atmosferine girince bunları hatırladım..

En romantik seçim

Mart'a denk geldiğinden midir bilinmez, benim takip ettiğim en romantik seçim kampanyalarına şahit oluyorum. 31 Mart Yerel seçimleri hiç yerel seçim havasında değil, birbirlerini genel seçimlerde duymaya alışık olduğumuz şekillerde suçluyorlar..Bir BEKA lafı dolanıyor ortada, yerel seçimlerle, Muhtarla, Belediye başkanı ile ne ilgisi var anlayamıyoruz. Beka problemi ülkeyi yönetenlerin konusudur. Meclisin , hükmetin, iktidar erkini elind e bulunduranların konusudur. Belediyelerin konuları daha başka şeylerdir.

Ama her şey bir yana eğlenceli de bir seçim dönemi yaşıyoruz. Adaylar aşktan sevgiden muhabbetten bahsediyorlar..Hemen hemen hepsinde aynı temayı görüyoruz.

whatsapp-image-2019-03-06-at-21.25.07.jpeg

sarigul.jpgİktidar partisi ve Çok uzun yıllardır İstanbul Büyükşehir Belediyesini yöneten AK Parti , aşk , sevgi teması işliyor.. En azından sloganları bunun üzerine.. Meydanlarda konuşulanlar çok daha farklı şeyler. Yine bu seçim döneminde benim anlamakta zorlandığım, mantığıma oturmayan en önemli konu şu..Örneğin İstanbul'da meydanlarda kürsülerde İstanbul'un adaylarını görmek, projelerini dinlemek isterdim. Seçim atmosferinde ben Kılıçdaroğlu-Erdoğan-Bahçeli kavgası dinlemek istemiyorum. Hiç bir vatandaşımızın da bu kavga dilinden hoşnut olduğunu sanmıyorum. Hani diyorum ki afişlerdeki , billboardlardaki sevgi sokağa da çıksın, meydana da insin. Orada kalmasın. Hani yeri gelince Mevlana'dan , Hacı Bektaş'tan, Karacaoğlan'dan sevgi alıntıları yapıyorlar ya..Ben de bir alıntı yapayım :' Yaradılmışı sevin, yaradandan ötürü'

İstanbul'un sorunları belli..

İstanbul özelinde konuşacak olursak, diğer şehirler için de benzer sorunlar tartışılabilir ama İstanbul'un sorunları herkesçe malum. En başta ulaşım sorunu geliyor..

Yıllardır söylüyorum, bir gün tavizsiz, kuralcı bir Emniyet Müdürü atanacak İstanbul'a diyecek ki polisleri toplayıp 'arkadaşlar kitapta ne yazıyorsa aynen uygulayın, kimseini gözünün yaşına bakmayın' .. Park yasak olan yerde park etmiş araç mı var, bas cezayı..Yarım saat sonra dönüp geldiğinde yine mi orda, yine kes cezasını. Çünkü bz canımız yanmadan kuralları uymayı bilmiyoruz. Bizde kurallların gerekliliğini anlama konusunda sorun var. Kırmızı ışıkta insan neden durur, yeşil yanan taraftan gelen araçla kaza yaşamamak için mi sanıyorsunuz? Tabiki hayır..Trafik polisi ya da kamera var diye.. Bizde mantık bu..

İstanbul'da yaşayan her vatandaşın kabul edeceği gibi bu şehrin 2 önemli sorunu var, birincis trafik ikincisi de düzensiz kentleşme..

Trafikte sürücülerin duyarsızlığını, kural tanımazlığını yadsıyacak olsak bile 50 yıl önce yapılan yollarla 50 kat artmış nüfus ve araç sayısının idare edilemeyeceği gün gibi ortada. O nedenle 'çılgın proje' diye ortaya atılan Kanalİstanbul için halk bekleyebilir ama trafik sorunun bundna çok daha öncelikli..

Yıllardır söylüyorum, benim aklıma gelen yöneticilerin aklına mı gelmez, yoksa işine mi gelmez bir türlü anlamış değilim. Bakın mühendis değilim, şehir planlamacısı değilim, Ulaştırma Bakanlığı da İBB Başkanlığı da yapmadım ama benim nacizane çözüm önerim İstanbul'a artık yer altı ve yer üstü yollarının yapılmasıdır. 2-3 tünel yapıldı, Avrasya tüneli gerçekten alkışlanacak bir proje ve eser ama bunlarla bitmiyor.

Bakın hayale delim beraber, E-5'in üstünde , Mecidiyeköy'den başlayıp Beylikdüzü'ne kadar devam eden 2.kat otobanı düşünün. Bunu yapmaya teknik engel var mı? Hayır! Bu bölgede evlerin, meskenlerin yola çok yaklaştığı, hareketi kısıtladığı bir alan yok..

Bu yazı toplam 96 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar