MUSTAFA TIRPANCI

MUSTAFA TIRPANCI

DENGEHABER
Yazarın Tüm Yazıları >

Binali Bey UBER'i yok sayar mı?

A+A-

TBMM Başkanı Sayın Binali Yıldırım , bilindiği gibi AK Parti'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı. Kartvizitinde Ulaştırma Bakanlığı, TBMM Başkanlığı, Başbakanlık olan Yıldırım, bu kritik dönemde , her kritik dönemde olduğu gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın  sarıldığı can simidi olarak imdada koştu. Kendisinin Bakalığını, Başbakanlığını, Meclis başkanlığını belki eleştirebilirsiniz ama eleştiri kaldırmayacak tek bir şeyi varsa o da kusursuz bir görev adamı olmasıdır.

O Binali Yıldırım, adaylığının açıklamasının ardından önce TBMM başkanlığından istifa etmeli mi etmemeli mi tartışmalarının ortasında yer almıştı.Daha sonra da UBER araçları ile ilgili yaptığı çıkışla..

İlk konu değişik mecralarda yeterince tartışıldı, 31 Mart tarihine kadar da tartışılmaya da devam edecek gibi. Bu günkü yazımızın konusu ikinci polemik. UBER yok sayılacak mı , sayılmayacak mı?

NEDİR BU UBER?

uber-arac-gidahatti.jpg

UBER hakkında parantez açmaya sanırım gerek yok. Nedir , ne iş yapar, kimler tercih eder iyi kötü herkesin malumu. Kabaca bahsedecek olursak korsan taksiciliğin daha organize planlanmış hali, Dünyanın pek çok ülkesinde insanların kendi özel araçlarıyla taşımacılık yapmalarına olanak sağlayan bir uygulama. Bu konuda hizmet vermek isteyen araç sahipleri sisteme kaydolur, bu araçları ulaşım amaçlı kullanmak isteyen kişiler de bulundukları konuma göre araç çağırma uygulaması ile sürcünün adını,  fotoğrafını, araç bilgilerini ve gideceği yer için ödeyeceği ücretini de önceden bilerek araç çağırabilir ve lüks araçalarla yolculuk edebilirler. Korsan taksi kullanımından farkı, Türkiye için geçerli olmak üzere araç standardının olması ve tek tek şahıslarla iletişim kurmak yerine her yerde geçerli global bir uygulamanın parçası olarak faaliyet göstermesi.

 

Bir diğer konu da şu, korsan taksiciliği kayıt altına alma neredeyse imkansız. Fakat UBER için bu imkan var. Devlet UBER yetkililerini çağırıp diyebilir ki "Getir kardeşim kayıtlarını, veritabanını Maliye Bakanlığı  ile paylaş. Tek tek tüm araçlar vergi mükellefi olsun, vergisini ödesin.Kayıt dışılık ortadan kalksın". Buraya kadar herşey tamam. Devlet isterse bunu yapıp kayıtdışılığı ortadan kaldırabilir. Sayın Yıldıırm da buna temas ediyor, "UBER'i yok sayamayız" derken.

HALK İSTEYİNCE OLUYOR

Bu ülkede şöyle bir gerçek var. Halk bir şeyi istiyorsa o olur. Bir dönem ülkede ithal ürünler yasaktı, kaçakçılıkla mücadele kapsamında muamele görüyordu.Yasal olmamasına rağmen halk el altından temin etmekteydi. Yasası çıktı ithal ürünlerin yurda girişi ve her yerde satılmasının önü açıldı. Daha yeni bir örnek olarak özel radyoları söyleyebiliriz. Yasal değildi, bir anda mantar gibi her şehirde, ilçede özel radyolar açılmaya başlandı. Sonra bu konuda yasaklama geldi. Yasa dışı olduğu için bu yayınlara izin verilmedi. Hatta radyo vericisini sandala, tekneye yükleyip açık denizden yayın yapanlar bile oldu.

s-d63b04fd680dfbd16deffe81d8ed624bf984890e.jpg

Daha sonrasında ise bir "siyah kurdele" hareketi başladı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller bile yakasına siyah kurdele takıp "Radyomu istiyorum" protestolarına katılmıştı.

0x0-1.jpg

Sonra ilgili yasa çıktı, frekans tahsisleri yapıldı ve yaklaşık 25 yıldır özel radyo yayıncılığı devam ediyor.

Gelelim tekrar asıl konumuza..

Sadece İstanbul'da 20 bine yakın ticari taksi var. Özellikle İstanbul'daki ticari taksi taşımacılığındaki kalitesizliği burada tekrarlamaya gerek yok. Hem araçların hem de personelin kalitesizliği dillere destan.Hatta bu konunun ünü yurt sınırlarını da aşmış durumda. Sahtekarlıklarını, dolandırıcılıklarını, zor zamanlardaki fırsatçılıklarını gayet iyi biliyoruz. Tabi 20 bin araçtan bahsediyoruz. Her birini aynı kefeye koymamız mümkün değil tabii ki. İzin günlerinde çalışan ekstra sürücüleri saymazsanız en kötü ihtimalle 40 bin sürücü görev yapıyor. Bunların büyük bir kısmı, ticari taşımacılık için gereken SRC ve Psikoteknik belgelerine sahip değil. Bunların eğitilmeleri ve işlerini saygıdeğer bir konuma geri kazandırmaları için önerilerimize az sonra geliriz. Biz sayın Binali Yıldırım'ın açıklamasıyla devam edelim.

Binali Bey yok sayamayız derken, az önce bahsettiğim gerçeğe dikkat çekiyor. İnsanlar bu hizmeti öyle ya da böyle, tüm yasal riskleri de göze alarak veriyor ve yine az önce belirttiğim kalitesiz ticari taksiler yüzünden de talep görüyorlar. Binali Yıldırım'ın dediği gibi yasal prosedür halledilirse, bir düzene kavuşturulursa hem Taksiler alternatifsiz olmayacak ve daha iyiye ulaşma konusunda bir rekabet olacak hem de bu rekabetten vatandaş iyi hizmet alarak faydalanmış olacak. Zaten İBB'nin aldığı karar var . Turkuaz taksiler için D segmenti , Sarı taksiler için de C segmentinini altında araç çalıştırılamayacak. Bu da güvenlik ve konfor donanımının belli bir standarda erişmesi anlamına geliyor. konunun daha net anlaşılması açısından bir örnek vereyim. "Bu dediklerin iyi , hoş da bunları gerçekleştirmek o kadar kolay mı?" diye aklınıza gelirse, evet çok kolay..

 

Antalya'daki, Bodrum'daki herhangi bir otel yönetimi bunu yapabiliyor. Klimasız, geniş bagaj hacmi olmayan, bebek koltuğu olmayan, güvenlik donanımı yetersiz araçların otel müşterilerine hizmet vermelerini engelliyor. Standart altındaki araç otelden yolcu alamıyor. O otelde konaklayan Avrupalı çoğu misafirin ülkesinden daha büyük olan İstanbul'da da bu kararların alınması ve uygulanması o kadar zor olmamalı. 

Netice olarak UBER taşımacılığı da korsan taşımacılık da bu ülkenin gerçeği. Siz yok sayınca illegaliteyi mümkün hale getirmiş oluyorsunuz. Çünkü orada kendisi için bir fayda gören halk tercih ediyor. Binali Yıldırım'dan da Ekrem İmamoğlu'ndan da diğer adaylardan da İstanbul'da bu düzenlemelerin nasıl yapılacağını seçim öncesinde duymak istiyoruz. Yok sayarak bitirilemeyeceğini görmüş olduk. Önceki örneklerde olduğu gibi gerekli düzenlemelerin yapılması ve kontrol edilebilir bir hale gelmesi gerekiyor. Bir diğer tarafı da sosyal etkileri. 10 bin civarında UBER aracından sözediliyor. Bu insanlara geçimlerini sağlama , para kazanma şansı vermiş oluyorsunuz. Bir diğer detay da devlet açısından sağladığı ekonomik fayda. 20 bin taksi ortalama her biri 24 saatlik dilimde yaklaşık 500 ile 600 km arası yol yapıyor. kaba bir hesapla her araç her gün en az 250-280 TL arası yakıt alımı yapıyor. Günlük yaklaşık 5 milyon UBER'i de katın içine , en az bunun yarısı kadar da UBER araçları yakıt alacak. Yakıt alımı zaten biliyorsunuz ki peşin vergi tahsilatı anlamına geliyor.

VERGİLENDİRME KONUSU

Bir diğer konu, geliri vergilendirmesinde sağlanacak avantaj. Yukarıda bahsettiğim gibi, Maliye UBER'in taşımacılık kayırlarını rahatlıkla alabilir. Şu an ticari taksilerin gelirini nasıl tesbit ediyorsunuz. Sürücü taksi fişi düzenliyor..

Düzenlemezse peki?

Yolcu talep etmezse sizin devlet olarak o geliri kayır altına alma şansınız yok. Yapılması gereken tüm yolculukların UBER'de olduğu gibi kayıt altına alınması. Bu düzenlenirse , taksilerde de i-taksi ve bitaksi gibi uygulamaların kullanılması zorunlu hale getirilirse devlet çok ciddi bir vergi tahsilatı kalemine kavuşmuş olacaktır.

PERSONELİN EĞİTİMİ ÇOK ÖNEMLİ

Tüm bunlar işin işletme tarafı. Bir de işin insan tarafı var. Neticede bu araçlar insana hizmet veriyor. Ve daha da önemlisi İstanbul gibi bir yerden bahsediyoruz. Bu ülkeye gelen insanların ilk temas ettikleri kişiler olan taksicilerden bahsediyoruz. İBB'nin ücretsiz İSMEK kursları var. Zorunlu hale getirin, her sürücü bu kurslarda davranış bilimleri ve yabancı dil dersi alsın. Sertifikası olmayana sürücülük yaptırılmasın. Trafik ekiplerinin yaptıkları ehliyet-ruhsat kontrollerinde SRC, Pskoteknik belgeleri ile birlikte İSMEK'ten alınan bu eğitimlerin sertifikaları da kontrol edilsin. Bakın bakalım o zaman taksicilerden şikayetler azalıyor mu azalmıyor mu.

Yok sayarak değil, kazanmaya çalışarak bu sorunun üstesinden gelmek mümkün olacaktır. 31 Mart seçimlerinde İstanbul'un başına gelecek olan yeni Başkandan bunu bekliyoruz.

Bu yazı toplam 470 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar